E-Atık: İyi, Kötü, Çirkin

Buzdolabı, bulaşık makinesi, çamaşır makinesi, televizyon, uydu alıcısı, ev telefonu, birkaç cep telefonu, uzatma kabloları, piller, bilgisayar ve evimizdeki, aklıma gelmeyen bin bir elektronik aletler. Hepside hayatımızı kolaylaştırmak için varlar ve maalesef çoğunun ömrü 2 ila 10 yıl arasında değişiyor. Onlarsız ne yapardık bilemiyoruz. Mesela cep telefonlarını düşünecek olursak, çoğumuzun aklından şu soru geçmiştir: “Biz cep telefonu yokken nasıl yaşıyorduk ya?”. Bu komik soru, aslında hiçte komik olmayan elektronik alet bağımlılığımızı gösteriyor bize. Ve bize, asıl bağlı, asıl sadık olmamız gereken doğayı hiçe saydırtıyor.

Öyleyse sizi şöyle düşünmeye davet ediyorum: Önce, bu elektronik aletlerin hiçbirinin var olmadığı dönemlerde nasıl yaşardık onu hayal edin. (Açıkçası ben işin içinden çıkamıyorum.) Sonrada, bu elektronik aletlerin hepsine, hatta daha iyilerine, daha pahalılarına sahip olduğunuzu düşünün; fakat mesela dünya da içme suyu kıtlığı yaşanıyor olsun. Her ne kadar absürt görünse de, elektronik alet bağımlılığından daha az tehlikeli olmayan ve gün geçtikçe boyutları büyüyen e-atık(elektronik atık) tehlikesine rağmen, dünyamızı kendi ellerimizle, kendi konforumuz için, kendi tembelliğimiz yüzünden yaşanılmaz bir yer haline yavaş yavaş getiriyoruz.

E-Atık Nedir?

E-atık, elektronik eşyaların kullanıcısı tarafından kullanım süresini tamamlamasıyla ortaya çıkan atıktır. E-atıklar, zehirli maddeler içermeleri dolayısıyla dünyada gittikçe büyüyen bir sorundur. Örneğin, bir monitör, ağırlığının %6’sı kadar kurşun içermektedir. Bu miktarda bir kurşunun 1 milyon metreküp suyu zehirleyebileceği düşünüldüğünde tehlike daha da çarpıcı bir şekilde gözler önüne serilecektir. Diğer taraftan, uygun yöntemlerle bir monitörün %95’inin geri kazanımının sağlanabildiğini bilmek içimizi rahatlatmaya yetmeli mi acaba? Bu soruya ilerleyen satırlarda cevap bulacağınızı umuyorum.

Şimdi, çoğu e-atığın içerdiği maddelerden bazıları ve neden olabilecekleri zararlardan bir kaçına göz atalım:

Kurşun (Pb): Pb’nin sağlık üzerine olumsuz etkileri iyi bilinmektedir. Çocuklarda beyin hasarına ve üreme bozukluklarına neden olduğu gerekçesiyle birçok üründe kullanımı yasaklanmıştır. CRT tüpleri, eski lehimler ve entegre devreler kurşun içerir.

Civa (Hg): Düşük dozlarda bile zehirlidir ve beyine, böbreklere zarar verir. Anne sütüyle geçebilir. Bir çay kaşığının 70’te biri bile on binlerce m2’lik bir göldeki suyu kirletebilir.

Kadminyum (Cd): Cd insan vücudunda böbrekte birikir ve insanı zehirler. Kırılgan kemiklere etkisi vardır. Yüzeye bindirilmiş aletler, yonga resistörleri, infrared dedektörleri, yarı iletkenler ve eski tip CTR tüpleri Cd içerir.

Bromlu Alev Geciktiriciler (BFR): Normal gelişme için hormonal fonksiyonları önemli derecede etkiler. BFR işyeri ve ofislerdeki bilgisayarlar üzerindeki tozlarda bulunmaktadır. ABD ve İsveç’te anne sütünde çok fazla miktarda rastlanmıştır.

Baryum (Ba): CRT tüpünden radyasyonu azaltmak için kullanılır. Kısa süre Ba maruziyeti beyin şişmesine, kas zayıflığına, kalp ve karaciğer hastalığına neden olabilmektedir.

Altı Değerlikli Krom (Cr+6): Korozyon koruması ve işlenmemiş galvaniz çelik levhalar ve serleştirilmiş çelik için kullanılır. DNA hasarı ve astimik bronşite sebep olabilir.

Berilyum (Be): Ana kart ve bağlantılarda bulunur. Son zamanlarda Be kanserojen olarak sınıflanmaktadır.

Plastikler: Bir bilgisayarda ortalama 7 kg civarında PVC içeren plastik bulunur. Belli sıcaklıkta yandığında dioksin oluşur. Araştırma sonuçlarına göre, dioksin kanser yapmasının yanında, sinir, bağışıklık ve üreme sistemlerine (sperm sayısında azalma dahil) zarar verebilmekte, doğmamış bebeklerde bozuk oluşumlara, sakatlıklara sebep olabilmekte, endokrin sistemini bozabilmekte ve daha bir çok olumsuz etkiye neden olabilmektedir.

Günümüzde bazı ülkelerde e-atıklar geri kazanım için toplanmaktadırlar. Bu atıklar doğru olarak değerlendirildiklerinde hammadde olarak kullanılabilmektedirler. Bu kapsamda, atıkların çevre ve insan sağlığına karşı olumsuz etkilerinin önlenmesi amacıyla “Elektrikli ve Elektronik Ekipman Atıkları Direktifi” (Waste of Electronic and Electrical Equipment-WEEE) ile “Bazı Zararlı Maddelerin Kullanılmasının Sınırlandırılması Direktifi” (Restriction of the Use of Certain Hazardous Substances-RoHS) yönetmelikleri yayımlanmıştır.

Bu yönetmelikler elektrikli ve elektronik atıklarının ayrı toplanmasını ve geri kazanımını zorunlu kılmaktadır. Geri kazanım faaliyetlerinin çevre ve insan sağlığına olumlu katkılarının yanında birde ekonomiye olan olumlu etkileri vardır. Örneğin Almanya’da geri kazanıma gereken önemin verilmesi sonucunda, bugün Alman metal endüstrisi, toplam üretiminin %50’sini geri kazanılmış hammaddelerden yapmaktadır. Geri kazanım ile hammadde elde etmenin, diğer hammadde elde etme yollarından daha ucuz ve daha çevreci olduğu ve enerji tasarrufu sağladığı düşünüldüğünde geri kazanımın önemi bir kez daha anlaşılmış olacaktır. Ayrıca geri kazanım, enerji tasarrufu sağlamasının yanı sıra CO2 emisyonunu azaltarak, hani şu son zamanlarda medyamızda pek yer bulamayan küresel ısınmaya da olumlu yönde etki etmektedir.

OECD’nin Çevre Raporu’na göre, Türkiye’nin de aralarında bulunduğu gelişmekte olan ülkelerde, 2010 yılı itibariyle çevreyi tehdit eden e-atık miktarı 3 katına çıkacak. OECD tahminlerine göre dünyada, 2020 yılında 1995 yılına göre % 45 daha fazla atık üretilecek. Türkiye’de 1994 yılında yaklaşık 20 milyon bilgisayar (yaklaşık 7 milyon ton), e-atık olarak ortaya çıktı. 2004 yılında e-atığa dönüşen bilgisayar sayısı ise 100 milyona yükseldi. Her 5 yılda bir 130 milyon cep telefonu işlevini yitiriyor. Çevre ve Orman Bakanlığı Özel Atıklar Şubesi’nin hesaplarına göre Türkiye’de 2008 yılında 330 bin ton olan e-atık miktarı 2015 yılında 400 bin tona çıkacak ve yine hesaplarına göre bu miktarda e-atığın toplanıp, geri kazanımı mümkün maddelerin geri kazanımının sağlanması ve bunun yanında elde edilen zehirli maddelerin bertarafı için ülke genelinde nitelikli geri kazanım merkezlerinin yanında 850 toplama merkezine, 15 tane de bölgesel merkeze ihtiyaç var.

E-atık tehlikesini biraz daha gözler önüne sermek için, http://www.eagd.org’da (Elektronik Atıklar Geri Dönüştürülsün – EAGD Platformu) karşıma çıkan “Bunları Biliyor muydunuz?” başlıklı çok iyi hazırlanmış bir listeyi sizlerle de paylaşmak istiyorum:

  • HD geçişi tamamlanmamasına rağmen dünya çapında yılda 25 milyon TV’nin devre dışı bırakıldığını
  • ABD’de en son görüşmesini yapan cep telefonu sayısının 98 milyonu bulduğunu
  • Birleşmiş Milletler Çevre Programı’na göre dünya genelinde yapılacak bir e-atık sayımında yılda 45 milyon ton gibi bir rakam çıkabileceğini
  • ABD’de gerekli yasa ve yönetmeliklere sahip eyaletlerin sayısı artmasına rağmen, bilgisayar ve monitörlerin %70’inin, TV’lerin %80’inin ömrünün çöplüklerde son bulduğunu
  • ABD’de çöp toplama ağına giren e-atıkların sadece %20’sinin geri kazanım şirketlerinin elinden geçtiğini. Bu şirketlerin hatırı sayılır bir çoğunluğunun, bu atıkları 3. dünya ülkelerine ihraç ederek ucuz yollu manüel geri kazanım yaptırdığını ve bu işlem esnasında toprağa ağır metallerin karışmakta ve çalışanların kanser gibi ölümcül hastalıklara yakalanmakta olduğunu
  • Bir tüplü televizyonun (CRT TV) plastik kasası, elektronik devre kartları, cam tüpü ( %25 kurşun), cam paneli cam tüpe bağlayan işlenmiş camı (%70 kurşun), iç yüzeydeki fosfor kaplaması ile tehlikeli atık sınıfına girdiğini
  • Bilgisayar monitörleri ve televizyonların 4 kg’a ulaşan ağırlıklarda kurşun içerebileceğini
  • Kişisel bilgisayarların kurşun, berilyum, altı değerlikli krom gibi zehirli maddeler içerdiğini
  • ABD Çevre Koruma Ajansı’na göre hurdaya çıkacak PC sayısının yılda 30-40 milyon adedi bulacağını
  • 2005 verilerine göre ABD’de e-atık statüsündeki 759 bin ton TV‘nin sadece %13,4’ünün, 389 bin ton monitörün sadece %24,5’nün, 324 bin ton yazıcı, klavye ve fare’nin sadece %26,1 ‘inin, 30 bin ton dizüstü bilgisayarın sadece %26,1 ‘inin, 11 bin ton Cep telefonunun sadece %19’unun, 4,9 bin ton LCD monitörün sadece %24’ünün geri kazandırılabildiğini
  • Türkiye’de 17,5 milyon hanede TV olduğunu, 1997-2006 yılları arasında 225 bin tüplü monitör ve televizyonun e-atık olarak ortaya çıktığını, 2007 yılında 16 milyon beyaz eşya üretildiğini ve 44 milyon cep telefonu abonesi olduğunu

biliyor muydunuz?

E-Atığın Üç Hali

Sizde fark etmişsinizdir; e-atıklar ne salt bir kötülük barındırıyorlar içlerinde, ne de salt bir iyilik. Çünkü e-atıkların nemenem bir şey olduğunu yine bizim yaklaşımımız belirliyor. Buna e-atığın üç hali adını veriyorum:

İyi Hali: E-atıklar istesek de istemesek de, artık bizim için neredeyse vazgeçilmezler halini almış elektronik aletlerin ömrünü tamamlamasıyla ortaya çıkıyor. Ama öyle bir e-atık düşününki, daha üretim aşamasında geri dönüştürülebilir tasarlanmış ve içerdiği zehirli madde miktarı minimuma çekilmiş. Eski kullanıcısı onu tutup çöp kutusuna değil, e-atık toplama kutularına atıyor. Sonra yetkili kurum ya da kuruluşlar onu bu kutudan alıp ileri teknoloji ile çalışan bir geri kazanım merkezinde geri kazanımını gerçekleştiriyor. Ortaya çıkan zehirli maddeleri de yine aynı şekilde ileri teknoloji ile çalışan bir zehirli madde bertaraf merkezinde doğaya zarar vermeyecek hale getiriyor. Ve bu süreç tüm e-atık türevleri için aynı şekilde işliyor. İşte bahsettiğim “E-atığın İyi Hali”.

Kötü Hali: Birde tüm bu sürecin aksaklıklarla sürdüğünü, ya da mesela e-atıkların geri kazanımı yüksek teknolojili bir merkezde sağlanılacağına, toplanan e-atıkların üçüncü dünya ülkelerine gönderildiğini ve buralarda bu atıkların çocuk yaştaki insanlar tarafından manüel olarak ayrıştırıldığını ve zehirli maddelerin doğaya karıştığını ve daha da önemlisi o çocuk yaştaki insanları zehirlediğini düşünün. İşte bu, “E-atığın Kötü Hali” olmuyor da ne oluyor Allah aşkına.

Çirkin Hali: Birde mahallenizdeki çöp konteynırında parçalanmış bir monitör olduğunu düşünün. Ya da düşünmeye ne gerek var, çıkın bakın, bir tanesi hala orada duruyordur. Biliyorum aklınızdan şu geçiyor: “Ne işi var bunun çöp konteynırının içinde. Bir CRT ekran(monitör ya da tüplü televizyon) plastik kası, elektronik devre kartları, cam tüpü ( %25 kurşun), cam paneli cam tüpe bağlayan işlenmiş camı (%70 kurşun) ve iç yüzeydeki fosfor kaplaması ile tehlikeli atık sınıfına girer ve bu nedenle diğer katı atıklardan ayrı toplanmalı, bunu için de bir e-atık toplama kutusuna atılmalı.” Evet, ben de öyle düşünüyorum. İşte bu da “E-atığın Çirkin Hali”.

Biliyor muydunuz? SAÜ’de E-Atıklar Ayrı Toplanacak

Geçenlerde, Sakarya Büyükşehir Belediye Başkanı Zeki Toçoğlu ve SAÜ Rektörü Prof. Dr. Mehmet Durman tarafından Sakarya Üniversitesi’nin elektronik atıklarının toplanmasıyla ilgili bir protokol imzalandı.

Protokole göre fakülte ve yüksekokullara belediye tarafından toplama kutuları yerleştirilecek. Toplama kutularının yerleştirilmesinin ardından da, yeni yıldan itibaren düzenli olarak SAÜ’nün tüm fakültelerinde e-atıklar toplanmaya başlanacak.

Sakarya Büyükşehir Belediye Başkanı Zeki Toçoğlu’nu ve Rektörümüz Prof. Dr. Mehmet Durman’ı duyarlılıklarından dolayı yürekten tebrik ediyorum.

Sonuç

E-atıklar hakkında kaygılanmak için ne kadar çok sebep olduğunu okudukça ve rakamları gördükçe daha iyi anlıyorum. Korkum o ki, gelecek nesiller e-atıkların tehlikelerini öğrenmeye fırsat bulamadan, doğrudan doğurduğu sonuçlar içinde yaşamaya mahkûm olacaklar. Tabi, eğer biz elimizden geleni ardımıza koyarsak!

Yapmamız gerekenler gayet açık ve net. Önemli olan ise şu sorunun cevabı: “Tehlikenin farkında mıyız?”

NOT: SaltOkunur.org e-dergi 10. sayısında (Ocak 2010) yayınlanmıştır.

 

Reklamlar

Bir Yorum Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s